Bilgilendirme

Annesiz Büyümek

Annesiz büyümek, erken yaşlarda anneyi kaybetmek ne kadar da zor değil mi? Öksüzlük, annesiz ve sevgisiz olma duygusu çok acı verici olduğu için derinlere bastırılmıştır. Annesiz ve sevgisiz hissetmek bir çocuğun varlığını tehdit eder.

Öksüz kişilerde yoğun bir değersizlik hissi ve destek ihtiyacı vardır. Öksüz biri kendini yaralanmış hisseder ve alabileceği yardımın hepsine ihtiyaç duyar. Anne koruması ve güvenliği sunan herhangi bir şey ya da kişiye bağımlılık duyar ve ona adeta yapışır. Bu duygunun ortaya çıktığı şekillerden birisi kişinin kötü muamele gördüğü ya da tatmin etmeyen ilişkileri sürdürmesine neden olan sevgi açlığıdır. Çünkü muhtaç olma duygusu o kadar umutsuzdur ki terk edemezler. Seviliyor olduklarını bilmek için kendi içlerinde bir referans noktasına sahip olamadıklarından sıklıkla hiç yoktan iyidir diye düşünürler.

Bazıları ise sevgisiz yaşamayı incinmenin kıyılarında yaşamaktan daha kolay ve daha tanıdık bulurlar. Bu şefkat ihtiyacı eş ilişkilerinden öteye geçer ve herhangi bir olumlu ilgi gösteren herhangi bir kişiden uzak kalamamak sık görülür.

Annemizle ilişkimiz bir çocuk olarak kendi benliğimizi nasıl algılayacağımız üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Boşluk boşluğu çeker, yokluk yokluğu çeker. Anne yoksa benlik de yoktur. Benlik ve anne olmadan kendimizi kayıp, bağlanmamış ve dünyada yersiz hissederiz. Bu bazen bağlantı kablosu kopmuş astronotlar gibi karanlık uzayda yüzme gibidir. Eğer değiştirmek için çaba harcanmazsa bu duygu hayat boyu taşınır.

Kayıp olan annenin yerini alan büyükanneler, büyükbabalar, kardeşler, teyzeler, halalar, öğretmenler bazen ilgi bazen aidiyet hissi sağlayabilir. Bazıları evlendiklerinde bunu bulabilirler. Yetişkin olunduğunda bazı insanlardan şefkat görmek için fırsat vermek iyileşmenin önemli bir parçasıdır.